Cemil Mor

Şair & Yazar

1974 yılı Trabzon’un Çarşıbaşı İlçesi doğumludur. Yedi kardeşli bir ailenin son çocuğudur. İlköğrenimini on yaşına kadar yaşamış olduğu Almanya ve Çarşıbaşı’na bağlı Kadıköy’de tamamladı. Vakfıkebir İmam Hatip Lisesi’nden sonra Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Coğrafya Öğretmenliği Bölümü’nü bitirdi. Aynı üniversitede “Trabzon İlinin Turizm Coğrafyası” konulu tez çalışması ile yüksek lisans yaptı. 1996 yılında Kırıkkale Battalgazi İlköğretim Okulu’na atandı. 1997-2010 yılları arasında Ümraniye Anadolu Lisesi’nde görev yaptı. Aynı dönemlerde Özel Derya Öncü Koleji’nde coğrafya derslerine girdi. Askerlik vazifesini, Yedek Subay Öğretmen olarak Şanlıurfa Hamurkesen İlköğretim Okulu’nda yaptı. 1999’da tanıştığı ve kendisi gibi öğretmen olan Nilüfer Hanımefendi ile 2002 yılında hayatını birleştirdi. 2010 yılından itibaren memleketi Trabzon’da öğretmenlik hayatına devam etmektedir. Fatma Rana ve Ayşe Esna adında iki çocuk babasıdır.

Şiir sevgisi çocukluğunda başladı denilebilir. Bu sevgiyi, lise son sınıfta iken liselerarası bir yarışma için yazdığı şiir perçinleştirdi belki de. Şiirinin birinci seçilmesi milattı onun için. Sonra okudu; gazete sayfalarından dergilere kadar gözüne ilişen her bir şiiri okudu. Bazısı yarım kaldı bu şiirlerin, bazısı başlamadan bitti, bazılarını ise okumaya doymadı. Bir yandan okuyor bir yandan da yazıyordu artık. Bir küçük satıra meğer dünyalar sığdırılabiliyormuş, anladı. Ah o üstatlar yok mu? Ahmet Necip Fazıl, Mehmet Ragîf (Mehmet Akif), Sezai Karakoç, Cemal Safi… Ve onların bir solukta okunası ahenkli ve ölçülü mısraları… Müptelası, aşığı, esiri olduğu o şiirlerdir belki de ilham kaynağı. Belki de bu yüzden sevmedi, sevemedi serbest ölçüyü. Kurtulamadığı belki de bundandır, üslubumun üstatlara benzeyişi. Hikâyelerinde ise yaşadığı toprakların toplumsal, ahlaki, dinî ve benzeri sorunlarını kaleme almış ve “NİÇİN?” sorusunun cevabını okurlarına aktarmayı hedeflemiştir. Başarılı olup olmadığı tamamen okuyucularının beğenilerine, yorumlarına kalmış bir mesele ve bu durum kimseleri hiç mi hiç bağlamaz. Bu öznel alanda nesnelciliğin pul kadar değeri yoktur onun nazarında. Oluşturmaya çalıştığı bu dünyada beğeni yasaları, reddedilemez dogmalar, kalıplar ve nümayiş yoktur vesselam. Kimsenin kimseyi hafife almadığı, kimsenin kimseye angarya künhünde direktifler yağdırmadığı, kul-köle olmadığı bir dünya inşa etmek gayreti istikametinde yazmaya devam etmektedir. Yazar, kimi zaman maskeleyerek kimi zamansa apaçık şekilde aradı “NİÇİN” sualinin muteber cevabını. Hikâyelerinde temalar, karakterler, zaman mefhumu ve mekânlar farklılıklar gösterse de – üstlendiği mefkûre gereği- her cevabı bulduğunda bunu okurlarına aktarmada hiçbir zaman tereddüde düşmedi. Ölüden diriye, hayvandan insana, cahilden ermişe, zenginden sefile… Her şeyi mahzursuz saymaktadır bu amaç zımnında!

Start typing and press Enter to search